2006′nın İlk İftar Daveti

Gönderen Şeyma . Eki 3, 2006 in Davetler & Menüler |

Annemle babamın Ankara’ya gitmesini fırsat bilip arkadaşlarımı iftara davet ederek senenin ilk iftar davetini pazar akşamı ben, şahset, bizzat, kendim vermiş bulunmaktayım. Hem gelen arkadaşlarımın çok kıymetli ve sevdiğim insanlar olması, hem bütün hazırlıkları benim yapmış olmam, hem de yeni evimizdeki ilk yemekli davet olması sebebiyle bu akşamın önemi benim için çok büyüktü.

Menüdekiler;
- İrmikli Domates Çorbası
- Tereyağlı – Şehriyeli Pirinç Pilavı
- Kremalı – Sebzeli Et Sote
- Yoğurtlu Havuç
- Domates Soslu Kabak ve Patlıcan
- Mevsim Salata
- Tarçınlı Kızılcık Şerbeti

Ve iftar sonrası çay için;
- Créme Olé’li Tavuk Göğsü
- Muçari

Bunların yanında; bana gerçekten çok kolaylık sağlayan bazı yöntemlerden bahsetmek istiyorum:
- Hazırlıkların hepsini kendim yapacağım için, hazırlıklara birgün önceden başladım. Mevsim Salata için gerekli olan malzemeleri de kolaylık olması açısından önceden hazırladım. Bu şekilde kolay bir şekilde büyük bir davet atlatmış oldum. Kıvırcık marulları güzelce yıkayıp kuruladım. İki temiz mutfak bezinin arasına dizdiğiniz marul yaprakları çabucak kuruyacaktır.

Havucu ve yeşil soğanları da temizledikten sonra yıkayıp kuruladım. Kırmızı lahanayı da ince ince kıyıp üzerine limon suyu ve bir miktar tuz döktüm. Elimle biraz ovdum ve bir kaseye koyup ağzını kapattım, buzdolabına koydum. Diğer malzemeleri de büyük bir kaba koyup ağzını güzelce kapattım. Salatanın sosunu da (limon + tuz + zeytinyağı) bir kaseye hazırlayıp buzdolabına koydum. Böylelikle iftara yakın bir zamanda yapılacak olan salata neredeyse hazırdı…

- Soslu Kabak ve Soslu Patlıcan için; kabak ve patlıcanları kızarttım. Ayrı bir kapta da domatesli sosunu hazırladım. Malzemeleri 3 ayrı kaba koyarak buzdolabına kaldırdım. İftardan sadece 10 dk. önce de bunları çıkarıp karıştırıp servis tabaklarına aldım.
- Aynı şekilde Yoğurtlu Havuç için havucu kavurdum, sarımsaklı yoğurdu da hazırladım. Ağzı kapalı kaplara koyarak buzdolabına kaldırdım.
- Créme Olé’li Tavuk Göğsü’nü de bir gün önceden hazırlayıp dolaba koydum.

Böylelikle davet günü bana sadece 3 çeşit yemek pişirmek ve ufak tefek işler kaldı. Ama ne yazık ki bütün işlerin iftara yakın yapılması gerektiği için ufak – tefek sıkışıklıklar oldu tabi. Yardıma gelen Beyza ve Feyza’yla, son 1 saati kameraya çekmediğimiz için defalarca pişman olduk :)

12 Yorum

LamaMutfakta
Eki 3, 2006 at 06:23

Ellerine saglik:) Tek basina dev gibi bir sofra hazirlayinca ustelik misafirler memnun kalinca ne guzel oluyor dii mi?
Eviniz de hayirli olsun, ee senin evini ne zaman gorecegiz Seyma’cigim :) Tamam tamam birsey sormadim…
Bu mucari degisik birsey gibi gorunuyor,hem adi hem kendisi.anlami ne acaba? SImdlik susuyorum, Gorusmek uzere


 
şule özer
Eki 3, 2006 at 11:04

oh oh maşallah şeymacığım bu ne marifet.. ellerine sağlık. tek başına bu iftar sofrası seni çok takdir ettim doğrusu (herzamanki gibi). şu son anda olması gereken işler yokmu iftara 1 saat kala insanın elini ayağına dolaştırıyor.sıcak olması gerekenler, son anda karışması gereken salatalar ama yinede çok zevkli değilmi? selam..


 
zeyneb
Eki 3, 2006 at 11:35

öncelikle bu muhteşem iftar için teşekkürlerimi sunayım. bu kadar güzel nimetler, böyle maharetli bir ahçıyla (arkadaşım diye demiyorum:)) birleşince, bize şükretmekten başka bir şey düşmüyor. Allah olmayanlara da nasib etsin.


 
Gulenay
Eki 3, 2006 at 17:11

Seyma merhaba,
baya birseyler eklemissin sitene eline saglik.Suan oruclu rouclu havuclu salatan gozume nasil guel gorundu:(bende iki gun once faan koydum siteme.En favorim o benim.

Bu arada Seyma senide siteme bekliyorum.Dimi Lama’cim.Bizede ses ver azicik…:))sevgiler

Gulenay


 
Şeyma
Eki 3, 2006 at 17:42

Lamacım hakikaten yemeklerin beğenildiğini görmek ve herkesten her yemek için defalarca “ellerine sağlık” cümlesini duymak, bütün herşeye değdi:) Vallahi şu an için evin görülecek pek bir şeyi yok aslında, mutfakta 1 dolap kapağı ve de 1 çekmece hâlâ yok mesela:) Muçariyi ben de bilmiyorum ne demek, ama kızlarla tahmin yürüttük ve Karadeniz’e ait birşey olduğuna karar verdik:) Yöresel bir kelime sanırım…

Şule ablacım; aramızda görmek istediğimiz ama katılamayan ya da katılamayacak olan kıymetli arkadaşlarımdan biri de şüphesiz sendin. Ayrıca dediğin gibi gün içinde pek yorulmadım ama iftara yakın elim ayağıma dolandı, Beyza en büyük şahidim:) Sıcak olması gerekenler, karıştırılması gerekenler vb… Velhâsıl, bir yardımcı iyi oluyor:)

Zeynebcim sizi memnun edebilmek beni çok mutlu etti. Çok fikirlerim vardı davet akşamına dair ama sonradan çıkan işler, biraz acemilik derken, bu kadarı oldu:) Amin…

Gülenay Hanım ne evde ne de iş yerinde, pek vaktim olmuyor. Ancak sitelere ne var ne yok diye bakabiliyorum. Yorum yazabildiğim çok nadir. Hatta siteye tarif ekleyene kadar akla karayı seçiyorum inanın:)


 
Berceste
Eki 6, 2006 at 02:59

Cin kizsin vessellam :) Ben su kizilcik surubunda takildim kaldim !!! Burada kizilcik neyin hic bilmiyorlar da…Cranberry var ona benzer !


 
Şeyma
Eki 6, 2006 at 14:20

Bercestecim, telaşeden onun resmini çekme fırsatı olmadı malesef:( Yaa, burda “kızılcıklar”, orda “cranberry”ler…:)


 
Pınar
Eki 9, 2006 at 12:02

Merhaba,
hazırlıklarını görünce benim halim aklıma geldi. Bir gün önceden başlamadan olmuyor maalesef. Ben çalışıyourm ama çalışmıyor olsam bile mutlaka bir gün önceden hazırlık yapardım kesinlikle.. Öteki türlü harap bitap düşüyor insan. Tarçınlı kızılcık şurubunu çok çekti canım. Hoşaf türü şeyler çok iyi gidiyor iftarda soğuk soğuk.. Bizdede mutlaka olur. Ellerine sağlık


 
pınar
Eki 9, 2006 at 12:15

Bu arada linklerine benide eklermisin:) Yeni doğdum ben daha:)


 
Şeyma
Eki 10, 2006 at 17:01

Pınarcım, spaceini takip ediyordum zaten, ne güzel sen de bloglanmışsın:) Linklerime ekledim seni;)


 
Nejla
Eki 27, 2006 at 17:30

Sevgili Yemek Cini,

Bayram için annem benden senin enfes görünen fındıklı milföy baklavandan istedi. E anne tabi kırılmaz. Tam senin tarifine uyarak yaptım herşeyi. Yalnız tarifinde fırından çıkan sıcak milföylerin üzerine, ocaktan yeni aldığınız sıcak şerbeti dökün demişsin. Bende tam senin dedigin gibi yaptım ve baklavam hamur oldu. Sanırım fırından çıkardığımız baklavamızın üzerine şerbeti ılıkken dökmek daha doğru olur. Sen ne dersin?


 
Şeyma
Eki 30, 2006 at 16:01

Nejla Hanım sizinkiler neden öyle oldu pek anlamadım açıkçası. Acaba milföyler iyi kızarmadığı için olabilir mi? Çünkü benim de ortalarda kalıp da iyi pişmeyen 3 – 5 parça milföyüm biraz yumuşak olmuşlardı diğerlerine göre. Sanırım bu durumda ılık dökmek daha garanti olur. Ben de tarifte böyle gördüğüm için bu şekilde yapmıştım aslında. Baklavalarınız için üzgünüm:(


 

Yanıtla

© 2017 Yemek Cini. Sitede yer alan tarif ve fotoğraflar, izinsiz veya kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.