Veteriner Macerası, Zülfiye Abla’nın Daveti & Hayata Yeniden Merhaba (!)

Gönderen Şeyma . Tem 26, 2006 in Hayat |

Kısa bir süre önce aramızdan ayrılan biricik su kaplumbağamız Pâkize‘nin acısını hafifletmek için, kardeşim Cahide’ye Pâkize’nin daha kırkı çıkmadan 2 kaplumbağa daha almıştık. Pâkize’yi hâla unutamadığı için dişi olanın adını yine Pâkize, erkek olanının adını da Yaramaz koydu. İlkini kaybedince bunlar da daha bir kıymetli oldular. Annemle Cahide’nin 1 haftadır evde olmamaları sebebiyle bu mânevi kardeşlerimin bakımı da bana kaldı haliyle. Perşembe gününden beri Yaramaz’ın gözlerini açamadığını farkettim. Zavallım gözlerini açmaya çalışıyor, kırpıştırıyor ama nafile… Göz kapakları şişmiş, olmuş balon gibi. Kör kör dolanıyor etrafta. Arada bir akvaryumumsu şeyin kenarlarına tosluyor filan… Yemek de yemiyor. Yiyemiyor desem daha doğru olur. Yaramaz’ın önüne koyduğum yemleri obur Pâkize önüne atlayıp bir çırpıda yiyor. Ben de son çare Yaramaz’a yemek yedirirken onu plastik bir bardağa koydum. Ama Yaramaz yine yemeğini yemiyor?! Aaaa, doğru, hayvancağız geçici bir körlük döneminde, nasıl görecek ki? Yine olaya şöyle bir el attım, elime bir kürdan alıp yeme batırdım, onu kendi ellerimle besledim. Cuma oldu, cumartesi oldu hâla gözlerini açamıyor. İnternetten yaptığım küçük bir araştırma sonucunda bunun ya akciğer enfeksiyonundan (evet bu minik yaratıkların akciğerleri bile varmış :), ya da sudaki bir bakteriden kaynaklanabileceğini öğrendim. Zülfiye ablanın davetine gitmeden önce Yaramaz’ı veterinere götürmeye karar verdim. Hemen en yakın veterinerleri araştırdım, Üsküdar’da bulduklarımdan birine gitmeye karar verdim. Eh bunlar da şimdi böyle akvaryumuyla, suyuyla taşınmaz ki? Otobüsle gitmek zaten başlı başına bir olay.

En sonunda mutfakta bulduğum, içinden çıkamayacaklarından emin olduğum derinlikteki bir plastik  kaba koydum ikisini de… (Tabi siz nereden bileceksiniz birbirlerinin üzerine çıkıp akvaryumdan atlamaya çalıştıklarını, sonra Pâkize hanımı masaların – koltukların altından tolpadığımızı?!…:))

Son olarak karton bir poşete plastik kabı iyice oturttum, poşeti elime aldım, durağa gittim. Ters dönerlerse diye ağaçtan küçük bir odun parçası bile kopardım. Elimle çeviremem ki… :( Her neyse, onları sarsmamaya çalışarak son derece dikkatli bir şekilde veterinere gittim.

Yavruları hasta olmuş bir anne edasıyla rahatsızlıklarını anlattım. Neyse ki ciddi birşey yokmuş. Akciğer enfeksiyonu olsa Yaramaz bu kadar hareketli olmazmış. Veteriner’in hergün sularına 1 ml.’ni sularına karıştırmam için şırıngaya çektiği 5 ml. ilaca 10 kağıt saydım ve “Oh, şükürler olsun!” diyerek, bebek görme hediyemi de alıp Zülfiye ablaya doğru yola koyuldum. Yani eğer cumartesi günü elinde “tin tin”, içinde kaplumbağa olan bir karton poşet taşıyan birini gördüyseniz o bendim :)

Tarif üzerine gittiğim Zülfiye ablanın evini yanlışlıkla buldum :). Kaplumbağalarımı içeriye masanın üzerine bıraktım ve uzun zamandır görüşmediğimiz arkadaşlarımla güzel güzel oturdum, Zülfiye ablanın yaptığı nefi ikramlardan yedim (Güvercin Yumurtası‘nın ve Muzlu Rulo Tavuk Göğsü‘nün tarifini aldım). Bir de orada bulunan 2 tatlı bebeği ve Zülfiye ablanın 3. ayını yeni bitiren kızı Zeynep’i sevdim bol bol…

İnsan sevdiği insanlarla bir araya gelince zaman hep su gibi akar… Eve doğru yola çıkmak için hazırlanmadan önce orada unutmaktan korktuğum kaplumbağalarımı aldım, karton poşete yine özenle yerleştirdim ve hazırlanana kadar yere bıraktım. (Siz macera bitti sanıyosunuz dimi:)). Evde küçük çocukların olmasından tedirgin olduğum için hazırlanır hazırlanmaz “Bakayım bir vukuat var mı?” demeye kalmadaaaan, o da ne?!? Misafirlerden birinin 1,5 – 2 yaşlarındaki oğlunun elinde 2 kaplumbağa! Çocuk 2 elinde 2 kaplumbağa “Vırk vırk!” sıkıyor, sıktıkça da bizim garibanların kolları – bacakları dışarı fırlıyor… Gözlerim o an kocaman açıldı ve sadece “Onlar kaplumbağa!” diye bağırabildim. Bir de çocuğun ellerine vurdum ki, kaplumbağaları bıraksın… (Neyse ki annesi beni pataklamadı:)) Çocuk kaplumbağaları yere fırlattı. Hemen kutusuna koymak için elime aldım. Ama ben şimdiye kadar hiç elime aldım mı onları? Hayır, almadım… Ben de yere attım! Neyse ki telaşeden kim olduğunu göremediğim, hatırlayamadığım bir hayvan sever benim için onları kutusuna koymuş… Canlarım 5 dk. kadar kabuklarından hiç çıkmadılar, ne kadar korkmuşlar. Hele kör olana çok acıdım, zavallım hiçbirşey göremeye göremeye neler yaşadı :)

Çocuğun annesinden verdiğim ani tepkiler için defalarca özür dileyerek çıktım yola… Elimde yine karton poşetim, kaplumbağalarım… Poşeti sarsmayayım diye bir derdim kaldı mı? Hayır tabi ki… Onlar ne günler gördü, azıcık sarsılsalar ne çıkar dimi? :)

10 Yorum

yildizcaa
Tem 27, 2006 at 12:17

canım çok hareketli gün geçirmişsin, :))) iyi kandiller dilerim. öpüyorum seni.


 
Şeyma
Tem 28, 2006 at 00:38

Gerçekten de bayağı koşuşturmacalı birgün oldu:) Sizlerin de kandili mübarek olsun, çoook teşekkür ederim.


 
cigdemdogan
Ağu 1, 2006 at 16:55

merhaba yemekcini oncelikle guzel siten icin tebrik ederim hos tariflerini ve guzel bilgilerini zaman zaman takip ediyorum. kardesinin kaplumbagalarinin daha saglikli olmasi icin bikac onerim olacak aslinda bunlari ogrendigim sitenin url adresini vericektim fakat site kapanmis.
kaplumbagalarin bol suya ihtiyaci varmis yani icinde rahatca yüzebilecekleri kadar cok ve derin olmaliymis yani petshoplarda icine koyup sattiklari o plastik seyler aslinda zavalli hayvanlarin mantar gibi hastaliklara yakalanmasina ve ölmesine neden oluyormus. kaplumbagalarin akvaryum gibi derin kaplarda neredeyse agzına kadar dolu su icinde yasamasi gerektigini bunun dogal yasamina uygun oldugunu ve malesef pet shoplarin bu konuda yanlis bilgilere sahip olarak bilgilendirme yapmadigini yazmislardi. kaplumbaganizi boyle bir akvaryuma koyarak saglikli olmasini saglayabilirsiniz ayrica kaplumbagalar bazen sudan cikip guneslenmek isterlermis bunun icinde akvaryumun ortasina taslardan bir adacik yapabilirsiniz akvaryum gunes almayan bir yerdeyse ise gunduzleri masa lambasiyla da idare edebilirsiniz.taslardan yaptiginiz adacik akvaryumun ortasinda olsun ki bu merakli ve maceraci kaplumbagalar akvaryum disina cikip evin icinde kaybolmasinlar :) daha baska birsey sormak isterseniz email adresime yazabilirsiniz bildigim kadariyla yardimci olmaya calisirim bu konuda hem dedigim siteyi okuma firsatim olmustu hem de biraz deneyimliyim.. miniklerinize ve size saglikli gunler dilerim


 
Şeyma
Ağu 2, 2006 at 19:04

Çiğdem hanım verdiğiniz yararlı bilgiler için çok teşekkür ederim. Dün akşam kardeşimle beraber hepsini okuduk:) Şu an kullandığımız kabın internette evcil hayvan forumlarında “çlüm fanusu” olarak adlandırıldığını çokca duyuyorum ancak rahat edebilecekleri bir teraryum da çok pahalıya mâl oluyor… Ama kardeşime bu konuda bir süpriz yapmaya niyetliyim hayırlısıyla:) Ben de bu tür bilgiler için http://www.hepsievcil.com‘un forumundan yararlanıyorum. Sizin de evcil hayvanınız varsa tavsiye ederim. kıymetli bilgileriniz için tekrar çoook teşekkür eder, iyi günler dilerim;) Görüşmek üzere…


 
tulin topcu
Ağu 3, 2006 at 20:08

merhaba yemekcini,
sitenizi yeni keşfettim ve bu konu çok ilgimi çekti. benim de kaplumbağam var. ve aynı dertten muzdarip. veterinere sordum fakat konu da uzman değildi sadece antibiyotik önerisinde bulundu. kullanmama rağmen iyileşmedi :( gözleri tamamen kapalı şuanda. internette bayaa bi araştırdım. kullanılması gereken antibiyotik etken maddelerini inceledim satın aldım kullandım yok iyileşmedi.. en son bir de size soriim dedim. size veterinerin önerdiği ilaç ne idi. bir de onu denemek isterim…yardımcı olursanız çok sevinirim…
bu tatlı yazınız için teşekkürler…
tabii yardımlarınız için de şimdiden çok saolun :)
tülin


 
Şeyma
Ağu 3, 2006 at 23:09

Tülin hanım merhaba:) Veterinerin verdiği ilacın ne olduğunu malesef bilmiyorum:( Şırıngaya bir miktar çekti, 5 gün boyunca sularına karıştırdım. İyileştiler çok şükür. Hepsi Evcil’de okuduğum kadarıyla Teramisin göz kremi kullanılabiliyormuş. Yalnız çok ama çok az kullanmak lazımmış. Bir de bunu deneyin, forumdakiler bu yöntemden olumlu sonuç almış. Bir de kaplumbağaların suyunun çok sık değiştirilmemesi gerekiyormuş. Çünkü o zaman ortam sürekli değişiyormuş ve bu da onlar için iyi değilmiş. Sularının kirlenmemesi için de yemini az vermek gerekiyormuş. Günde bir veya ikişer tane yetiyormuş ama bu tatlı oburlar 1 avuç da versem hemen yiyorlar:) Geçmiş olsun…


 
tulin topcu
Ağu 4, 2006 at 12:47

şeyma hanım, cevabınız için çok teşekkür ederim. zavallı kaplumbağama herşeyi denedim..teramycin evde kullandığım ilk ilaçtı. aslında iyigelmişti o hakikaten fakat nüksetti. verdiğiniz bilgiler için saolun..su olayına dikkat edicem. ve eğer çok olmassa gittiğiniz doktorun adını ögrenebilirmiyim? telefonunu da biliorsanız onu da alabilirim.sanırım sizin doktor bana yardımcı olabilecek :)


 
Şeyma
Ağu 4, 2006 at 13:01

Tülin hanım, ne demek:) Bilmiyorum hangi civarda oturuyorsunuz ama ben Üsküdar’da Avrasya Veteriner Polikliniği’ne gittim. Az önce internet sitesini de buldum. Eğer yakınlarda oturuyorsanız tavsiye ederim.
Site adresi: http://www.veterinerx.com/
Telefon: 0216 492 20 57
Doktoru adı da Zeki ÇELEBİ. İnşallah yardımım dokunur, görüşmek üzere:)


 
tulintopcu
Ağu 5, 2006 at 18:20

Şeyma hanım,
tüm bilgileri aldım. veterinerle de görüştüm :) tedaviye başladık. çok teşekkür ederiz. inşllah iyileşir de size hayırlı haberler veririz. İlginiz için tekrar teşekkür ederim. :) iyi haftasonları :)


 
Şeyma
Ağu 6, 2006 at 23:15

Tülin hanım çok sevindim. Mutlu haberleri bekliyorum inşallah:)


 

Yanıtla